Gazeteci Hadi Özışık, Türkiye siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olan 2002 genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) iktidara gelişini çarpıcı bir iddiayla yorumladı. Özışık’a göre, AK Parti’nin o dönemde tek başına iktidara gelmesinin ardındaki temel sebep, halkın yıllarca süren “aşağılanma” ve dışlanmışlık hissiyatıydı. Bu hissiyatın birikimi, sandıkta güçlü bir tepkiye dönüşerek siyasi dengeleri tamamen değiştirdi.
Özışık, dönemin siyasi atmosferini ve toplumsal psikolojisini analiz ederek, halkın kendi değerlerine ve yaşam tarzına yönelik algılanan müdahalelere karşı bir cevap arayışında olduğunu belirtti. Bu yorum, AK Parti’nin ilk iktidar dönemini anlamak için önemli bir bakış açısı sunuyor.
Şubat 28’in Gölgesi ve Halkın Tepkisi
Hadi Özışık, AK Parti’nin yükselişini, Türkiye’nin yakın geçmişinde derin izler bırakan 28 Şubat süreciyle doğrudan ilişkilendiriyor. “Post-modern darbe” olarak anılan 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı kararları, ülke yönetiminde askeri vesayetin etkisini belirginleştiren bir dönemin başlangıcı olmuştu. Özışık, bu süreçte başörtülü öğrencilerin üniversitelere alınmaması, katsayı uygulamaları ve belirli yaşam tarzlarına yönelik baskılar gibi uygulamaların halkın büyük bir kesiminde derin bir kırılma yarattığını ifade etti.
Özışık’a göre, o dönemde halka yönelik “Hadi köylerinize dönün, bu ülkede sizin sözünüz geçmez” gibi ifadeler ve tavırlar, geniş kitlelerde bir “aşağılanma” hissi uyandırdı. Toplumun muhafazakar kesimlerinin yaşam tarzı ve değerlerinin yok sayılması, siyasete olan güveni sarsarken, sandıkta yeni bir çıkış arayışını tetikledi. Halk, bu dışlanmışlık ve aşağılanma algısına karşı, kendi iradesini sandık aracılığıyla ortaya koyma kararlılığı taşıyordu.
Sandıkta Yükselen İrade: 2002 Seçimleri
2002 genel seçimleri, Türkiye siyasetinde adeta bir deprem etkisi yarattı. Hadi Özışık, bu seçimi sadece bir parti değişimi olarak değil, halkın vesayetçi anlayışa ve mevcut düzene karşı bir isyanı olarak yorumluyor. Seçim sonuçları, halkın bu tepkisinin ne denli güçlü olduğunu açıkça gösterdi:
- AK Parti: %34.28 oy oranıyla 363 milletvekili çıkararak tek başına iktidara geldi.
- CHP: %19.39 oy oranıyla 178 milletvekili kazanabildi.
Özışık, AK Parti’nin bu büyük zaferinin ardında, halkın AK Parti’yi çok sevmesinden ziyade, mevcut düzenin temsilcilerine duyulan tepkinin yattığını savunuyor. İnsanların, eski siyasetçilerden ve siyasi partilerden “artık bize bir yarar gelmez” düşüncesiyle uzaklaştığını ve AK Parti’yi bir alternatif olarak gördüğünü belirtti. Halk, adeta “Bizi aşağılayan, bize parmak sallayan, bizi hor gören kim varsa, biz onun karşısına yeni bir irade koyacağız” düsturuyla hareket etmişti.
Siyasetçilere Özışık’tan Uyarı: Tarih Tekerrür Edebilir
Hadi Özışık, bu tarihi analizin sadece geçmişe yönelik bir değerlendirme olmadığını, aynı zamanda günümüz siyasetçileri için de önemli dersler içerdiğini vurguluyor. Özışık, iktidarda bulunan veya iktidar iddiasında olan her siyasi partinin, halkı “aşağılama” veya değerlerini yok sayma hatasına düşmemesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, tarihin tekerrür etme potansiyeli bulunduğuna dikkat çekiyor.
Özışık’ın uyarısı, siyaset kurumunun halkla sağlıklı bir iletişim kurması ve her kesimin hassasiyetlerine özen göstermesi gerektiğinin altını çiziyor. Zira halkın iradesi, tıpkı 2002 seçimlerinde olduğu gibi, siyasi dengeleri beklenmedik bir şekilde değiştirebilecek güce sahiptir. Bu nedenle, siyasetçilerin halkın nabzını iyi tutması, kapsayıcı bir dil kullanması ve kimseyi dışlamaması büyük önem taşımaktadır.
Halk “Aşağılandığı” İçin İlk Seçimde AK Parti’yi İktidara Taşıdı mı?
Hadi Özışık’a göre evet, halkın geçmişte yaşadığı “aşağılanma” ve dışlanmışlık algısı, 2002 genel seçimlerinde AK Parti’yi tek başına iktidara taşıyan temel faktörlerden biriydi. Bu durum, mevcut siyasi düzene duyulan tepkinin sandıkta birleşen güçlü bir iradeye dönüşmesiyle sonuçlandı.
