Antalya’nın Elmalı ilçesindeki Karain Mağarası’nda bulunan ve ilk başlarda yaygın bir ova sıçanı türü (*Microtus*) olduğu düşünülen gizemli bir kemik parçası, bilim dünyasında heyecan yaratan bir yeniden incelemeye tabi tutuldu. Yapılan detaylı analizler sonucunda, bu kemik parçasının aslında Türkiye faunası için tamamen yeni bir tür olan Palyoora‘ya ait olduğu kesinleşti. Bu bulgu, bölgenin geçmiş ekosistemlerine ve coğrafi bağlantılarına dair önemli yeni kapılar aralıyor.
Böylece, “Ova Sıçanı mı Bir Palyoora mı?” sorusu, bilimsel verilerle kesin olarak yanıt bulmuş oldu: Karain Mağarası’ndaki bu fosil, daha önce yalnızca Hindistan ve Pakistan bölgelerinde varlığı bilinen Palyoora cinsine ait. Bu keşif, Türkiye’nin biyoçeşitlilik tarihini yeniden yazarken, geçmiş iklim ve çevre koşulları hakkında da değerli bilgiler sunuyor.
GİZEMLİ BULUNTUNUN ORTAYA ÇIKIŞI
Her şey, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fiziksel Antropoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erksin Güleç’in Karain Mağarası kazılarından çıkan ve “ova sıçanı” olarak bilinen bir kemirgen türü olan Microtus‘a ait olduğunu düşündüğü bir alt çene parçasıyla başladı. Bu tekil kemik parçası, uzun yıllar boyunca dikkatle muhafaza edildi. Ancak, kemirgen faunası konusunda uzman bir araştırmacının gözünden kaçamayacak farklı özellikler barındırıyordu.
BİR KEMİK PARÇASININ YOLCULUĞU: UZMAN ANALİZİ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi, Deniz Canlıları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Dr. H. Can Akbaş, kemirgenler üzerine yaptığı çalışmalar sırasında, Ankara Üniversitesi Fiziksel Antropoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ayşe Tuba Ökse aracılığıyla bu “ova sıçanı” fosilini inceleme fırsatı buldu. Dr. Akbaş, kemik parçasının özellikle ilk alt azı dişindeki (M1 molar) morfolojik farklılıkları hemen fark etti. Bu dişin yapısı, tipik Microtus türlerinden belirgin şekilde ayrılıyor, bunun yerine Asya’da yayılım gösteren Palyoora cinsinin karakteristik özelliklerini taşıyordu.
Dr. Akbaş’ın detaylı morfolojik incelemeleri ve karşılaştırmalı analizleri, kemik parçasının Palyoora‘ya ait olduğunu kesinleştirdi. Bu bilimsel tespit, Prof. Dr. Erksin Güleç tarafından da kabul görerek, Türkiye’nin fosil faunasına yeni bir tür eklenmesinin önünü açtı.
TÜRKİYE FAUNASI İÇİN YENİ BİR ADIM
Palyoora‘nın Türkiye’deki ilk kaydı olması, paleontoloji ve biyocoğrafya açısından büyük önem taşıyor. Bu türün varlığı, Karain Mağarası’nın bulunduğu bölgede geçmişte daha sıcak, nemli ve ormanlık/savana benzeri bir ekosistemin hüküm sürdüğünü gösteriyor. Zira Palyoora, genellikle bu tür habitatlarda yaşamayı tercih eden bir kemirgen türüdür. Bu durum, Türkiye’nin güneybatısındaki geçmiş iklim ve çevre koşullarının yeniden değerlendirilmesine olanak tanıyor.
Ayrıca, Palyoora‘nın Hindistan ve Pakistan’daki yayılım alanından Türkiye’ye kadar uzanması, kıtalararası tür geçişleri ve biyojeografik bağlantılar hakkında da yeni soruları gündeme getiriyor. Bu keşif, Anadolu’nun Asya ve Avrupa arasındaki köprü konumunu bir kez daha pekiştiriyor ve türlerin zaman içindeki yayılım stratejilerini anlamak için yeni bir veri sunuyor.
BİLİMSEL İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ
Bu önemli keşif, farklı uzmanlık alanlarından bilim insanları arasındaki işbirliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Prof. Dr. Erksin Güleç’in yıllar süren titiz kazı çalışmaları, Dr. H. Can Akbaş’ın derinlemesine kemirgen faunası bilgisi ve Doç. Dr. Ayşe Tuba Ökse’nin işbirliği köprüsü, Türkiye’nin bilimsel mirasına değerli bir katkı sağladı. Bu tür bulgular, geçmişi aydınlatarak günümüz biyoçeşitliliğini ve ekosistemlerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.
Ova Sıçanı mı Bir Palyoora mı?
Karain Mağarası’nda bulunan kemik parçası, yapılan detaylı bilimsel incelemeler sonucunda kesin olarak bir Palyoora türüne ait olduğu tespit edilmiştir.
