Erzurum, kadim geleneğin ve ortak hafızanın merkezi olma özelliğini bir kez daha gözler önüne serdi. “Aşık Reyhani Cemi” kapsamında düzenlenen özel buluşma, Türk dünyasının dört bir yanından gelen aşıkları ve kültür temsilcilerini sazın ve sözün büyülü atmosferinde bir araya getirdi. Bu anlamlı etkinlik, sadece bir konserden öte, Türk halklarının köklerini birbirine bağlayan kültürel bir köprünün sağlamlığını bir kez daha ispatladı.
Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Özbekistan’a, Türkmenistan’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyanın mirasçıları, Erzurum’da buluşarak sazın tellerinde ve ozanların dizelerinde ortak bir dil konuştu. Bu buluşma, kuşaklar boyu aktarılan hikayelerin, destanların ve ezgilerin günümüzdeki temsilcileri aracılığıyla yaşatıldığının güçlü bir göstergesi oldu.
Saz: Ortak Kimliğin ve Hafızanın Sembolü
Etkinlikte konuşma yapan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, sazın sadece bir müzik aleti olmadığını, aynı zamanda bir dil, bir hafıza ve geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köprü olduğunu vurguladı. Vali Çiftçi, “Erzurum, yüzlerce yıldır aşıkların başkenti olmuştur. Bu topraklarda şekillenen saz ve söz geleneği, Türk dünyasının ortak birikiminin en güçlü ifadesidir” ifadeleriyle şehrin kültürel mirasına dikkat çekti.
AK Parti Erzurum Milletvekili Fatma Öncü de sazın milletlerin hikayelerini anlatan, tarihlerini omuzlarında taşıyan bir emanet olduğunu belirtti. Öncü, “Sazın her teli, her vuruşu, binlerce yıllık birikimin sesidir. Bu ses, Erzurum’un zenginliğini, Türk dünyasının birliğini yansıtır” diyerek sazın kültürel değerine işaret etti.
Erzurum: Âşıkların ve Türk Dünyasının Kalbi
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, aşıkların toplumların vicdanı, hafızası ve sesi olduğuna vurgu yaparak, üniversitelerinin bu kültürü yaşatma ve gelecek nesillere aktarma misyonunu üstlendiğini belirtti. Çomaklı, “Aşıklar, dilden dile aktardıkları hikayelerle bizi biz yapan değerleri korur. Onlar, ortak geçmişimizin yaşayan kütüphaneleridir” dedi.
Atatürk Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yavuz Özdemir ise sazı “kimlik” ve “medeniyet” olarak tanımladı. Özdemir, Erzurum’un coğrafi konumu itibarıyla Türk dünyasının kalbi olduğunu ve bu tür etkinliklerin bu konumu pekiştirdiğini dile getirdi. Sazın, milletlerin kendi benliklerini keşfetmelerinde ve birbirleriyle bağ kurmalarında kilit bir rol oynadığını vurguladı.
Geleceğe Taşınan Miras: Kardeşlik ve Kültürel Zenginlik
Türk Dünyası Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Genel Sekreteri Salih Aydoğan, bu tür buluşmaların sadece mevcut ilişkileri güçlendirmekle kalmayıp, gelecek nesillere de aktarılması gereken kültürel bir miras olduğunu ifade etti. Aydoğan, “Bu toplantılar, gençlerimizin kendi köklerini anlamaları, farklı Türk toplulukları arasındaki kardeşliği pekiştirmeleri için eşsiz fırsatlar sunuyor” diye konuştu.
Etkinlik kapsamında Türkiye’nin dört bir yanından ve Türk Cumhuriyetlerinden gelen aşıklar, sergiledikleri performanslarla dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Aşık geleneğinin en güzel örneklerini sunan ozanlar, hem hüzünlü hem coşkulu eserleriyle salonu dolduranları adeta tarihin derinliklerine götürdü. Bu buluşma, Türk dünyası arasındaki kültürel bağların ne kadar güçlü ve canlı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Sazın sesi, Erzurum’dan yükselerek tüm Türk dünyasına yayılan bir kardeşlik ve birlik mesajı taşıdı.
